Blog arşivi
RSS

Blog

Cam ve Cam Boyama

Cam silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan saydam ve kırılgan maddedir. Camın erime noktası yoktur. Isıtıldığında yumuşar ve arzu edilen şekil verilebilir. Sıcak şekillendirme 800-1300°C arasında yapılabilir. Cam yaklaşık olarak 500°C’nin üzerinde yumuşamaya başlar. Camın ilk defa ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemesine rağmen çok eski bir tarihe sahip olduğu bir gerçektir.

Camın icadı ile ilgili en yaygın inanış M.Ö. 3000 yıllarında yani tunç çağında bulunduğu varsayılmaktadır.

Camın icadı ile ilgili en eski veri, M.Ö.1551-1527 yılları arasında yaşayan Firavun Amenhotep’e ait olan iri bir boncuktur. Mozaik Camın, Mısır’da Ptolemaios döneminde İskenderiye kökenli sanatkarlar tarafından, renkli cam parçaları ile dekoratif desenler oluşturulduğu bilinmektedir. Cam üfleme sanatının M.Ö. 1. yüzyılda Suriyeli cam ustaları tarafından bulunduğu ve oradan yaygınlaştığı bilinmektedir. 15. yüzyılda Venedikte il kristal cam, Cristallo adı ile icat edilmiştir. 1675 yılında, Venedik’li cam ustası George Ravenscroft cama, kurşun oksit ekleyerek kurşunlu kristal camı icat etmiştir. Cam levhanın icadı ise 25 Mart 1902 tarihinde gerçekleşmiştir. Irving W. Colburn cam pencereler için seri üretimi gerçekleştirmiş ve levha cam çekme makinesi patentini almıştır.

Cam kavanoz ve şişeler, 2 Ağustos 1904 günü, bir “cam şekillendirme makinesi” için patent Michael Owen tarafından icat edilmiştir. Günümüzde büyük miktarlarda camdan yapılma şişe, kavanoz, ve diğer kapların üretimi Michael Owen tarafından icat edilen bu buluşla başlamıştır.

VİTRAY NEDİR?

Vitray renkli camların belli bir kompozisyon düzeni içinde bir araya getirilmesi ile oluşturulan sanat tekniğidir. Kısaca Cam süsleme sanatıdır. Camın yumuşak ve işlenebilir bir malzeme olma özelliği, renkleri, transparanlığı sayesinde, çok sayıda teknikle, çeşitli eserler ortaya çıkarmak mümkündür. Tasarımlar hayal gücüyle sınırlıdır.

CAM BOYAMA İLE İLGİLİ ÖRNEK BİR ÇALIŞMA

Sade bir cam kaseyi kolayca dekoratif bir ev eşyasına dönüştürebilirsiniz. Bu objeler kolayca, hem çok alımlı, hem çok zarif hediyelik eşyalar haline dönüşeceklerdir. Ayrıca cam yüzeyleri boyamak başlı başına çok keyifli bir çalışmadır.

Cam boyları saydam ve kapatıcı olmak üzere çok geniş renk seçeneklerine sahiptir. Bu çalışmada, cam kaseyi rengarenk çiçekler kullanarak kendinden desenli bir görünüme sokacağız. 

KONTÜRLER
Cam boyamak için öncelikle desenlerin kontürlerinde kullanacağınız rölyef boyasına ihtiyacınız olacak. Rölyef boyasını cam yüzeye uygulamak için ucunda kendinden bir ağız olduğunu göreceksiniz. Kontürler sayesinde, vitray çalışmalarına benzer bir sonuç elde edeceksiniz. Bu dış çizgiler sayesinde boyaların birbirine bulaşmasını da engellemiş olacaksınız. Kontürleri tamamladıktan sonra bir saat kurumaya bırakın. Saç kurutma makinesiyle kuruma işlemini hızlandırabilirsiniz. Bu çalışmada çiçek desenleri cam yüzeye özgür
bir biçimde resmedildi. Daha karmaşık desenlerde, deseninizi önce bir kağıda çizip ardından cam yüzeye uygulayabilirsiniz (bir sonraki sayfada Uzman Tavsiyesi bölümünde daha ayrıntılı göreceksiniz). 

FAYDALI TEKNİKLER
Boyamaya başlamadan önce, boya yapacağınız cam objeyi cam-sil ya da benzeri bir deterjanla iyice yıkayıp durulayın ve kurumaya bırakın. Yüzey mutlaka temiz olmalı, yoksa boya yüzeye düzgün uygulanmaz. Boyamak için doğal kıllı bir fırça tercih edin, çünkü sentetik kıllı fırçalar cam boyasını iyi tutmaz. Boyama sırasında bir renkten diğer renge geçerken mutlaka fırçanızı temizleyin, yoksa uygulayacağınız renk kirlenir ve kötü sonuç elde edersiniz. Bir bez ya da kumaş parçası üzerinde fırçanızı kurutun. Islak fırça boyanın seyrelmesine 
neden olur. Eğer hata yaparsanız bezin üstüne bir miktar boya seyreltici damlatın ve yüzeyi temizleyin. 

MALZEMELER 

  1. Cam kase ya da vazo 
  2. Siyah rölyef boyası 
  3. Cam boyası: Altın sarısı, Turkuaz, Mor, Kiraz kırmızısı, Koyu mavi, Yeşil, Zeytin yeşili, Limon sarısı 
  4. 3 ve 4 numara fırça (doğal kıllı) 
  5. Cam boya incelticisi 
  6. Temizlemek için bez ya da kumaş parçası 

Deseni çizmeye başlayın Cam kaseyi yana yatırın, bir elinizle tutun. Rölyef boyasıyla ilk çiçeğin dış çizgilerine başlayın. Boyayı tüpten yavaşça sıkmaya çalışın ki bulaşmasın. Çiçeği, ister Uzman Tavsiyesi’ndeki gibi şablon yardımıyla, ister içinizden geldiği gibi çizin. Kasenin tüm çevresini ortaya çıkarın, çiçeklerin tümünü tamamlayın. Farklı boyut ve şekillerde çiçekler resimlemeye çalışabilirsiniz. Biz bu çalışmada noktalar ve papatya benzeri çiçekler resmettik.

Kontürleri tamamlayın Çiçeklerin taç yapraklarına değecek biçimde yapraklar resimleyin ki tüm kompozisyon birbirine bağlansın. Kasenin çevresinde çalışırken boyanın bulaşmamasına dikkat edin. Kaseyi ağız kısmına yakın bir yerden tutun ve elinizin en kolay işleyeceği şekilde çevirmeye çalışın. 

RESMİ GELİŞTİRME

Kaseyi yere koyun ve biraz uzaklaşarak desenden memnun olup olmadığınıza bakın. Kontürler kurumadan gerekli gördüğünüz yerlere ekleme ya da çıkarma yapabilirsiniz. Kuruma işlemi tamamlanınca renkli cam boyalarıyla kontürlerin içlerini doldurmaya başlayabilirsiniz. Renkleri ayrı ayrı kullanacağınız için bir palete ihtiyacınız olmayacak. 
Boyanın kapağı az miktarda boya kullanacağınızdan işinizi fazlasıyla görecektir. 

Çiçeklerin ortalarını boyayın Kaseyi içinden tutun, parmaklarınızı açın ve kasenin hareket etmemesine edin. Altın sarısı boya ve 4 numara fırçayla çiçeklerin ortalarını boyayın. Boya kuruduğunda şeffaflaşacaktır. Eğer ihtiyaç duyarsanız bir kat daha üstünden geçebilirsiniz. Boyama işlemi tamamlanınca fırçanızı temizleyin ve kurumaya bırakın. 

UZMAN TAVSİYESİ

DESEN ÇİZME
Eğer cam yüzey üstüne serbest el çizim yapmakta zorlanıyorsanız, deseni önce bir kağıt üzerine çizin. Deseni çizeceğiniz cam yüzeyin altına kağıdı yerleştirin ve rölyef boyayla camın üstüne deseni kopyalamaya başlayın. Eğer bu çalışmadaki gibi yuvarlak bir obje üstünde çalışıyorsanız, deseni kağıttan kesip çıkarın ki, kağıt cam yüzeyine düzgün otursun.

Çiçeklerin taç yapraklarını renklendirin Büyük çiçeklerden birinin taç yapraklarından başlayın ve bir yaprağı turkuaz, diğer yaprağı mor renkle boyayın. Doğal bir etki sağlamak için renklerin yanyana geldikleri yerde boyaların karışmasını sağlayın. Fazla ya da yanlış boya sürerseniz kumaş parçası yardımıyla temizleyin. Temizlemek için boya inceltici kullanmayın, boyadığınız yerlere kaza sonucu bulaşırsa, boyanın seyrelmesine ve kötü görünmesine neden olur.Bir renk daha ekleyin Vişne kırmızı kullanarak diğer yaprağı renklendirin. Kırmızının hemen yanına boyadığınız mor ile karıştığı yerlerde harika renkler ortaya çıkacak.

Büyük çiçekleri tamamlayın Aynı şekilde tüm büyük yaprakları renklendirin. Turkuaz, koyu mavi, mor ve kırmızıdan yararlanın. Resme başlamadan önce mutlaka hangi rengi nereye süreceğinize karar verin ki, renk karmaşası yaşamayın. Taç yapraklarını tek renk ve dümdüz boyamayın, bırakın fırçanız yaprağın formuna uygun hareket etsin ve yandaki renklerle karışsın. Böylece çok daha zengin bir desen elde edeceksiniz. 


PÜF NOKTASI 
İSTENMEYEN ÇİZGİLER 
Cam kase yüzeyinde olduğu gibi pürüzsüz ve yuvarlak hatlı bir zemin üstünde çalışırken boya akarak istenmeyen bir şekilde kuruyabilir. Fırçanızı boya incelticisine batırıp bir kumaş parçası üstünde kurumaya bırakın. Kuruyan fırçanızla hala ıslak olan istenmeyen boyaları kolayca silebilirsiniz. Ya da boya yüzeyde kuruyuncaya kadar bekleyin, üzerine istediğiniz bir renkle yeni bir desen uygulayın.

Küçük yaprakları boyayın No:3 fırçayı kullanarak daha küçük yaprakları renklendirin. Papatya benzeri çiçeklerinizi içinizden hangi renk geliyorsa onunla boyayın. Küçük olmaları sebebiyle boyayı karıştırmadan da kullanabilirsiniz.

Yeşil yaprakları boyayın No:4 fırçanızı yeniden alın. Yaprakları zeytin yeşiliyle renklendirin. Hala ıslak olan taç yapraklarına dokunmamaya çalışın.

Arka planı renklendirin Çiçeklerin arkasında iyi gözükecek bir renk seçin. Bu çalışmada biz altın sarısını seçtik, çünkü çalışmanın tümünü dengeleyen bir renk. Hem taç yapraklarının ve yeşil yaprakların koyuluğunu düzenliyor, hem de çiçeklerin ortalarındaki sarı renkle uyumlu. Siyah kontürleri takip ederek kısa uçlu bir fırça yardımıyla çiçeklerin arka planını renklendirin.

Deseni tamamlayın Kasenin altına doğru indikçe limon sarısı kullanarak arka planı tamamlayın. Yaprakların arkasındaki bazı alanları boş bırakın ki kompozisyon nefes alsın. Çiçeklerin ortalarına ve kasenin ağız kısmına rölyef boyayla noktalar yapın. 

Kalemin tarihi yazının tarihinden eskidir

Kalemin tarihi yazının tarihinden eskidir. Ne kadar eski olduğunu anlamak için işaret parmağınıza bir bakın. Toprağa ya da kuma, atalarımızın bu parmaklarıyla ilk işareti çizdiği zamanların, tarihin başlangıcı saydığımız yazının icadından bin yıllar öncesi olduğunu siz de fark edersiniz. Parmaklarımızın yerini alan kalemin yazıyla birleşmesi, Sümerlerin düzgün tabletler üzerine yazmak için çivi ve keskin objeleri kullanmasına rastlar. Parmak ve çividen sonrası; kamış fırçalar, şimşir veya levhalar, fildişi kalemler, kuş tüyleri, mürekkepli kalem, kurşunkalem, tükenmez kalem, daktilo, klavye ve gözler diye günümüze gelir.

Her şey Mezopotamya'da başladı. Sümerler ve Akadların paylaştığı topraklarda, yaklaşık altı bin yıl önce ilk piktogramlar (resim yazılar) çizilmeye başlandı.Bu resimler yumuşak kil tabletlere sivri uçlu kamış kalemlerle çiziliyordu. Kalemin atası sayılan sivri uçlu bu kamışlar, taze kil üzerinde yuvarlak şekiller çizemiyor; aksine daha köşeli ve düz, yani çivi biçimli kalıp çizgiler çekmeye yarıyordu. Bu yüzden yazı, çivi yazısı olarak adlandırıldı. Piktogramların MÖ 3000 yıllarında daha çizgisel işaretlere dönüştüğü yıllarda durum biraz daha farklılaştı. Nil Deltası'nda bol yetişen bir bitki türü olan papirüs ve amacına uygun olarak, ucu yontulmuş veya düzleştirilmiş bir kamışla yazı devam etti.

Daha sonra MÖ 2697'de Çinli filozof Tien-Lcheu tarafından ilk mürekkep bulundu.Bu buluş sonraları hem kağıdın hem de mürekkepli kalemlerin icat edilmesini sağladı. Romalıların daha da geliştirdiği kamış kalem, tüp şeklindeki bambu veya sazlardan yapılıyordu. Tüpün bir ucu kesilip içi mürekkeple dolduruluyordu. MS 400'lü yıllarda bulunan yeni mürekkep formülü, yüzyıllarca kullanılacaktı. Buna göre mürekkebe demir tozu, meşe palamudu tozu ve reçine gibi maddeler katılıyordu.

Yüzyıllar boyunca kullanılan tüy kalemler de bu formülden üç yüzyıl sonra geliştirildi.Tüy kalemler canlı kuşlardan alınan, sol kanadın dışındaki ilk beş tüyden yapılırdı. Kanattaki tüyler dışa doğru eğimli olduğundan, özellikle sağ elle yazanlar için en uygun açıyı sağlıyordu. Tüy kalemlerin olumsuz yanı ise, kâğıda mürekkep damlatmamak için çok dikkat ve deneyim gerektirmeleriydi. İşte bu zorluk, bugün kullandığımız kalemlerin icadını zorunlu kıldı.

Havadan Sonra Karada bir kalem : Tükenmezkalem

Mürekkepli çelik kalemler 18. yüzyılın sonlarına doğru, dünyanın çeşitli yerlerinde bulunmuştur. Alonzo Townsend Cross'un 1878 yılında geliştirdiği ve patentini aldığı stilografik kalem ise

günümüzün tükenmez kalemlerinin öncüsü sayılır. Cross, yine 1846'da mekanizması bugün bile kullanılan, ilk mekanik aksamlı kurşun kalemi de geliştirir.

Kaz tüyünün 1000 yıldan fazla kullanılmasının nedeni, onun niteliklerine eşdeğer bir madde bulunamamasından geliyordu. Kâğıdı yırtmayacak kadar yumuşak ve esnek tek maden altındı ve bu çok pahalıya geliyordu. Elle yapılan çelik kalemler çok sert olduğu için istenilen sonuç elde edilemiyordu. Endüstri Devrimi ile gelişen mekanik yöntemler, ucuz ve nitelikli çelik kalemlerinin üretimini de beraberinde getirdi. Ne ki, 1884 yılında Lewis Edson Waterman, o güne kadar yapılan kalemlerden daha iyi bir kalem tasarladı. Bu dolmakalemin ucunda bir hava deliği ve üç küçük kanal yer alıyordu. Böylece mürekkep kâğıda damlamıyor ve kalemin ucuna daha kolay gelebiliyordu. Bugün de bir dolmakalemde, geliştirildiği yıllardaki gibi dört ana bölüm bulunur.

19. yüzyıl sonlarında, dolmakalemle aynı tarihlerde geliştirilen tükenmezkalem, ne gereği var denilerek seri üretimine geçilmeyen bir denemeden ibaretti. Lazslo Josef Biro adlı Macar gazeteci, 1938 yılında bugün de kullandığımız tükenmez kalemlerdeki sistemi geliştirdiğinde ise sadece kendi zorluklarını aşmak istiyordu. Bu yüzden dolmakalemin ucundaki düzeneği değiştirerek buraya bir bilye yerleştirdi. Bilye her turda aldığı az miktardaki mürekkebi, düzgünce kâğıda geçiriyordu. 20. yüzyılın ortalarında gelişen uçak endüstrisi de, tükenmezkalemin dünya çapında kullanılmasının yolunu açtı. Şöyle ki, uçaklar 2 kilometrenin üzerine çıktıklarında hava basıncı azalıyordu. Dolmakalemin içindeki mürekkep atmosferik basınçta doldurulduğu için, daha düşük basınçta kendiliğinden aktığından, hem yazıları hem de giysileri berbat ediyordu. İkinci Dünya Savaşı'nda hava kuvvetlerinde yoğun olarak kullanılan bilye uçlu bu kalem, zamanla günlük hayatımızın en önemli aracı haline geldi.